Sepetim 0
Sepetinizde ürün bulunmuyor

İslami Edebiyat Özel Kampanya (Kargo Dahil)

Stok Kodu
15380636784698
Sayfa Sayısı
192 + 152 + 208 + 120
Dil
Türkçe
İslami Edebiyat Özel Kampanya (Kargo Dahil)
İslami Edebiyat Özel Kampanya (Kargo Dahil)
Ravza Kitap Kampanya
35.00

İçebakış Fragmanları

İnsan bazen öyle sıkışır, öyle bunalır ki, dünyayı içindeki bütün hercümerciyle geride bırakıp, farklı hallere, farklı âlemlere yelken açmak ister. Şehirden şehre, ülkeden ülkeye gitmekle sıyrılabileceğini sandığı sıkıntılı ruh hali, aslında somut âlemden sıyrılma ihtiyacıdır. Diyar diyar gezmekle aşılamayan bu sorun, bazen bir odadan bir başka odaya geçip, bir seccadede birkaç dakika iç dökmekle çözülür. Bunu yapabilen kişi, bir başka şehre değil, bir başka âleme taşınmıştır. Kısa değil, uzun mesafe yolculuk etmiştir.

İnsanın ailesi ve sevdikleriyle iletişim kurmaya ihtiyacı olur da, kendisini Yaratanla münasebet kurmaya ihtiyacı olmaz mı? Allah'a yönelmek, O'nu anmak ve hatırlamak insan ruhunun en hayati ihtiyacıdır. İnsan Allah'a bağlanma ihtiyacını, hazlara, insanlara ve işlere bağlanarak gidermeye çalıştığında, kalbindeki açlık, ruhundaki boşluk gitgide büyür. İnsan bazen yüzlerce şeye birden bağlanır; ama ruhundaki susuzluğu bir nebze olsun gideremez.

Kişi unutamayacağı bazı acılar yaşamıştır, çıkmaza girmiştir, gelecek karanlık görünüyordur. Bu hal onun ruhunda duaya ve ibadete yönelme, Allah'la temas kurma gibi ihtiyaçların şiddetli sinyallerini vermektedir. Kalbinin iniltilerini dinlemeyen, ruhunun feryat figan dilini çözemeyen insan, hangi ihtiyaçlar içinde olduğunun tespitini yanlış yapmakta, bu ihtiyaçları yanlış isimlendirmekte ve dolayısıyla çözümü yanlış yerlerde aramaktadır. İnsanın gönül haritası üzerinde ince ve derin analizlerle ilerleyen bu çalışma, hemen her satırıyla, ana caddesi olan yaratılış fıtratına ve içsel öz yapılanmasına insanı biraz daha yönlendirmekte ve ona bu esas yolculuğunda rehberlik etmeyi hedeflemektedir.

 

İnsanlığın Damlayan Musluğu

İnsanın kendine dair zindanları vardır, bunlar; “ön yargı, an'ı ıskalamak, üretmeden tüketmek ve eldeki doneler ölçütünde her insanın yaşamdan alacağının olduğu gerçeğinin unutturulması” dır.

Önyargıyı yıkmaya çalışmak, parmakla kayalıkları oymak kadar zordur. Maalesef vitrin insan modellemesi fıtrat insan modelini karşı bu silahı kullanır! Aralarındaki fark, herhangi bir çift ve tek sayının kendini sıfırla çarpmasına benzer. Sıfırla kendini çarpan, sıfırla özdeşleşir, malum! Bilirsin ki, sıfır yutan elemandır!..

An görecelidir, doğru! Lakin an'ın insanoğlunun yamuk bakışları nedeniyle en büyük kelime ve kavram kargaşasına maruz kaldığı da doğrudur! An, ya geçmişten taşıdığımız “ama..!” ve “eyvah!” kelimeleriyle şimdiki zamanımızı katlettiğimiz bir değersizliğe dönüştürülmüş; ya da, “İleride… Bir zaman olacak ki..!” ifadeleriyle de, şimdiki zamanda yaşamamız gerekenleri ne olacağı belli olmayan gelecekteki belirsizlikte yok ettiğimiz bir netsizliğe dönüştürülmüştür!.. Unutulmaması gereken şudur Elif, bana göre “an” virgüllerden oluşur ve şimdiki zamanla muhatabının hemhâl olmasıdır. Şimdi, yani, “an” ı da; ne geçmişin noktasında, ne de geleceğin soru işaretinde ıskalamak, ân'lamsızlaşmak demektir!.. 

 

Ezeli Mağluplar

Şahin Doğan, bu kez, ezelden mağlupların dünyasına da “Peygamberler Şehri” Şanlıurfa'nın gönül çocuğu Doğan da ezelî mağluplardan.

Ama iyi biliyor: “Galip sayılır bu yolda mağlup.” Çünkü aslolan yola girmek ve menzile ulaşmak.
Oğuz Atay, “tutunamayan” demişti; Doğan, “mağlup” diyor. Kimler yok ki bu kervanda. Van Gogh'dan Yaşar Kemal'e, Abidin Dino'dan Yedi Güzel Adam'a, Ali Şeriati'den Tanpınar'a, daha nice öncü kişiliğe rastlıyoruz.

Şahin Doğan, melalli bir adam. Melal, “sebepsiz hüzün”dür. Bir kavle göre, “sebepsiz hüzünleniyorsanız, bilin ki Allah'a çok yaklaşmışsınız...” Kitap boyunca bu melal size eşlik edecek. Yani bizi biz yapan o özel duygu.

Sadık Yalsızuçanlar

Kur'an ve Deprem

Sarsılmak... Deprem ile yıkılmak...
Kur'an'ın vahyi ile sarsılmak…
Deprem bir ilahi uyarı mıdır?
Yıkılmak… Bu kaçınılmaz bir kader midir?
Merhamet sahibi yüce Allah, Kur'an ile bizi depreme karşı hangi âyetler ile uyarıyor?

"Yer, sarsıldıkça sarsıldığı zaman..." (Zilzal 1)

"Fakat yalanladılar. Bunun üzerine ani bir yer sarsıntısına tutuldular da oldukları yerde yığılıp kalıverdiler." (Ankebut 37)

Bir din kitabı olan Kur'an'da, "Evlerimizi nerelerde yaparsak, depreme karşı güvenli oluruz"un bilgileri bulunuyor! Bu kitapta vahiy ile deprem sarsıntısı ilişkisini bulacaksınız. "Yer bilimci ve mühendis olmayan, bir insan Hz. Muhammed bu bilgileri nasıl bilebilirdi?" diye soracak; "Demek ki; bu kitap Rabbimizin katındandır" diyeceksiniz...

  • Açıklama
    • İçebakış Fragmanları

      İnsan bazen öyle sıkışır, öyle bunalır ki, dünyayı içindeki bütün hercümerciyle geride bırakıp, farklı hallere, farklı âlemlere yelken açmak ister. Şehirden şehre, ülkeden ülkeye gitmekle sıyrılabileceğini sandığı sıkıntılı ruh hali, aslında somut âlemden sıyrılma ihtiyacıdır. Diyar diyar gezmekle aşılamayan bu sorun, bazen bir odadan bir başka odaya geçip, bir seccadede birkaç dakika iç dökmekle çözülür. Bunu yapabilen kişi, bir başka şehre değil, bir başka âleme taşınmıştır. Kısa değil, uzun mesafe yolculuk etmiştir.

      İnsanın ailesi ve sevdikleriyle iletişim kurmaya ihtiyacı olur da, kendisini Yaratanla münasebet kurmaya ihtiyacı olmaz mı? Allah'a yönelmek, O'nu anmak ve hatırlamak insan ruhunun en hayati ihtiyacıdır. İnsan Allah'a bağlanma ihtiyacını, hazlara, insanlara ve işlere bağlanarak gidermeye çalıştığında, kalbindeki açlık, ruhundaki boşluk gitgide büyür. İnsan bazen yüzlerce şeye birden bağlanır; ama ruhundaki susuzluğu bir nebze olsun gideremez.

      Kişi unutamayacağı bazı acılar yaşamıştır, çıkmaza girmiştir, gelecek karanlık görünüyordur. Bu hal onun ruhunda duaya ve ibadete yönelme, Allah'la temas kurma gibi ihtiyaçların şiddetli sinyallerini vermektedir. Kalbinin iniltilerini dinlemeyen, ruhunun feryat figan dilini çözemeyen insan, hangi ihtiyaçlar içinde olduğunun tespitini yanlış yapmakta, bu ihtiyaçları yanlış isimlendirmekte ve dolayısıyla çözümü yanlış yerlerde aramaktadır. İnsanın gönül haritası üzerinde ince ve derin analizlerle ilerleyen bu çalışma, hemen her satırıyla, ana caddesi olan yaratılış fıtratına ve içsel öz yapılanmasına insanı biraz daha yönlendirmekte ve ona bu esas yolculuğunda rehberlik etmeyi hedeflemektedir.

       

      İnsanlığın Damlayan Musluğu

      İnsanın kendine dair zindanları vardır, bunlar; “ön yargı, an'ı ıskalamak, üretmeden tüketmek ve eldeki doneler ölçütünde her insanın yaşamdan alacağının olduğu gerçeğinin unutturulması” dır.

      Önyargıyı yıkmaya çalışmak, parmakla kayalıkları oymak kadar zordur. Maalesef vitrin insan modellemesi fıtrat insan modelini karşı bu silahı kullanır! Aralarındaki fark, herhangi bir çift ve tek sayının kendini sıfırla çarpmasına benzer. Sıfırla kendini çarpan, sıfırla özdeşleşir, malum! Bilirsin ki, sıfır yutan elemandır!..

      An görecelidir, doğru! Lakin an'ın insanoğlunun yamuk bakışları nedeniyle en büyük kelime ve kavram kargaşasına maruz kaldığı da doğrudur! An, ya geçmişten taşıdığımız “ama..!” ve “eyvah!” kelimeleriyle şimdiki zamanımızı katlettiğimiz bir değersizliğe dönüştürülmüş; ya da, “İleride… Bir zaman olacak ki..!” ifadeleriyle de, şimdiki zamanda yaşamamız gerekenleri ne olacağı belli olmayan gelecekteki belirsizlikte yok ettiğimiz bir netsizliğe dönüştürülmüştür!.. Unutulmaması gereken şudur Elif, bana göre “an” virgüllerden oluşur ve şimdiki zamanla muhatabının hemhâl olmasıdır. Şimdi, yani, “an” ı da; ne geçmişin noktasında, ne de geleceğin soru işaretinde ıskalamak, ân'lamsızlaşmak demektir!.. 

       

      Ezeli Mağluplar

      Şahin Doğan, bu kez, ezelden mağlupların dünyasına da “Peygamberler Şehri” Şanlıurfa'nın gönül çocuğu Doğan da ezelî mağluplardan.

      Ama iyi biliyor: “Galip sayılır bu yolda mağlup.” Çünkü aslolan yola girmek ve menzile ulaşmak.
      Oğuz Atay, “tutunamayan” demişti; Doğan, “mağlup” diyor. Kimler yok ki bu kervanda. Van Gogh'dan Yaşar Kemal'e, Abidin Dino'dan Yedi Güzel Adam'a, Ali Şeriati'den Tanpınar'a, daha nice öncü kişiliğe rastlıyoruz.

      Şahin Doğan, melalli bir adam. Melal, “sebepsiz hüzün”dür. Bir kavle göre, “sebepsiz hüzünleniyorsanız, bilin ki Allah'a çok yaklaşmışsınız...” Kitap boyunca bu melal size eşlik edecek. Yani bizi biz yapan o özel duygu.

      Sadık Yalsızuçanlar

      Kur'an ve Deprem

      Sarsılmak... Deprem ile yıkılmak...
      Kur'an'ın vahyi ile sarsılmak…
      Deprem bir ilahi uyarı mıdır?
      Yıkılmak… Bu kaçınılmaz bir kader midir?
      Merhamet sahibi yüce Allah, Kur'an ile bizi depreme karşı hangi âyetler ile uyarıyor?

      "Yer, sarsıldıkça sarsıldığı zaman..." (Zilzal 1)

      "Fakat yalanladılar. Bunun üzerine ani bir yer sarsıntısına tutuldular da oldukları yerde yığılıp kalıverdiler." (Ankebut 37)

      Bir din kitabı olan Kur'an'da, "Evlerimizi nerelerde yaparsak, depreme karşı güvenli oluruz"un bilgileri bulunuyor! Bu kitapta vahiy ile deprem sarsıntısı ilişkisini bulacaksınız. "Yer bilimci ve mühendis olmayan, bir insan Hz. Muhammed bu bilgileri nasıl bilebilirdi?" diye soracak; "Demek ki; bu kitap Rabbimizin katındandır" diyeceksiniz...

      Stok Kodu
      :
      15380636784698
      Boyut
      :
      13.50x21.00
      Sayfa Sayısı
      :
      192 + 152 + 208 + 120
      Basım Yeri
      :
      İstanbul
      Kapak Türü
      :
      Karton Kapak
      Kağıt Türü
      :
      Kitap Kağıdı
      Dili
      :
      Türkçe
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
  • Bu Kitabı Alanlara Tavsiye Kitaplar
Kapat