Sepetim 0
Sepetinizde ürün bulunmuyor
%62
Dört Halife ve Müminlerin Anneleri Serisi %62 indirimli Muhammed Zahid

Dört Halife ve Müminlerin Anneleri Serisi8 Kitap +1 Kitap Hediye

Stok Kodu
15393566526253
Sayfa Sayısı
280+391+286+248+230+271+270+320+212
Dil
Türkçe
185,00TL
70,00TL
Kazancınız : 115,00TL
Taksitli fiyat : 3 x 23,33TL
%62
Stokta var
Havale/EFT ile : 67,90TL
KARGO BEDAVA
Dört Halife ve Müminlerin Anneleri Serisi
Dört Halife ve Müminlerin Anneleri Serisi 8 Kitap +1 Kitap Hediye
Ravza Kitap Kampanya
70.00

 

Sadaka ve Cömertliğin Zirvesi Hazreti Ebubekir (r.a.)

Peygamber Övgüsü;

-“Ebubekir bendendir, ben de ondanım. Ebubekir dünya ve ahirette kardeşimdir.”

- “ Bir peygamber olmak müstesna, Ebubekir bu ümmetin en faziletlisidir.”

- “Ebubekir sahabemdir ve mağarada arkadaşımdır, bunu biliniz. Eğer ben dost edineydim Ebu Bekir'i dost edinirdim. Bu mescitteki büyün kapıları kapayınız; Ebubekir'in kapısını değil.”

 

Adaletin Sembolü Hazreti Ömer el- Faruk (r.a)

Haya ve Edeb Abidesi Hazreti Osman Zü'n-nureyn (r.a)

Allah'ın Arslanı ve İlmin Kapısı Hazreti Ali (r.a.)

Hicretin beşinci ayında, Kainatın Tacı, Mekkeli sahabilerle, Medineli sahabiler arasında birçoğunu birbirine kardeş ettiler... Kardeş tutma işinde Hz. Ali açıkta kalmıştı. Ne hikmetse ona hiç kimse kardeş gösterilmemişti.

Hz. Ali (r.a.) sordu:

Benim kardeşim yok mu?

Allah'ın Sevgilisi ve bütün mahlukatın Peygamberi buyurdular:

- Senin kardeşin benim!..

Resulullah (s.a.v.) hicretin 9. yılında Tebük seferine çıkarken Hz. Ali'yi Ehl-i beytin muhafazası için Medine'de bıraktı, ancak bu sefere katılamadığı için müteessir oldu. Bunun üzerine Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Musa'ya göre Harun ne ise, sen bana karşı o olmak istemez misin?" Ulviyet ve hikmet madeni Hz. Ali (r.a.), 4 sene, 8 ay, 23 gün halifelikte kaldıktan sonra, kırkıncı hicret senesi, ramazanın 17. cuma günü sabah namazına mescide giderken Harici taifesinden İbni Mülcem isimli lanetlinin kılıcı ile vuruldu ve yaralandıktan iki gün sonra da ebediyet âlemine göçtü...

 

İlk Mü'mine Hz. Hatice El- Kübra Radiyallahu Anha

Hatice (r.a.)'nın hayatını okuyan kişi onun büyüklüğünü ve güzel ahlakını anlar. o, şefkat ve merhametle yoğrulmuştu. Kerem sahibiydi, ailesine karşı ihsanı boldu. Eşine karşı görevlerini en iyi şekilde biliyor ve yerine getiriyordu. Eşine karşı hürmette kusur etmiyordu. Onunla en iyi şekilde geçiniyordu. Zorluk ve musibetlere karşı da eşine tam destek oluyordu.

Resûlullah'a vahiy namına gelen ilk şeyler, salih (sadık) rüyalarla başlamıştır. Resûlullah'ın gördüğü her rüya mutlaka sabah aydınlığı gibi çıkardı. Sonra kendisine halvet hali sevdirildi. Hira mağarasında inzivaya çekilir ve ailesinin yanına dönmeden önce belli geceler boyunca orada ibadet ederdi. Bunun için önceden azık hazırlardı. Azığı bitince Hz. Hatice'nin yanına döner ve bunun için tekrar azık hazırlardı. Hirâ mağarasında ilahi vahiy kendisine gelinceye kadar bu hal üzereydi.

Resûlullah (s.a.v.) her yılın bir ayınıHira'da geçirir ve yanına gelen yoksulları doyururdu.Günler, Allah'ın Ona peygamberliğini ikram buyurduğu senenin ayı gelinceye kadar böylece devam etti. O ay ise Ramazan ayı idi. Resûlullah (s.a.v.) her zamanki gibi o ayını geçirmek üzere ailesiyle birlikte Hira'ya çıkmıştı. Allah'ın Ona peygamberliğini ikram ve böylece kullarına rahmet ettiği gece gelip çatınca Cebrail kendisine Allah Teâlâ'nın emrini getirdi.

Issız Hira mağarasındaVahiy meleğini görenResûlullah (s.a.v.) yüreği titreyerek evedöndü ve Hatîce'nin yanına girerek: “Beni örtün! Beni örtün!Başıma (fena) bir şey gelecek diye çok korktum”” dedi. Hz. Hatice hiç bir telaş ve panik havası yaşamadan Resulullah'ın üzerini örttü. Hz. Hatice olup biteni Resulullah'dan dinlediktensonra:dedi: “Vallahi Allah seni asla zor duruma düşürmez / hüsrana uğratmaz. Zira sen sıla-i rahmi gözetir, aciz-gariplerin derdiyle dertlenerek yüklerini yüklenirsin; yoksullara kol kanat gerer, misafirlere ikramda bulunursun. Hak'tan gelen musibetler karşısında dara düşene yardım edersin” diyerek büyük bir metanetle eşini teskin etti.

Allah Rasulü'nün Annesi Hz. Amine

Annesi Hazret-i Amine, Varlık Nuruna hamile olduğunun ilk günlerinde bir rüya gördü. Rüyada kendisine:

“Ey Amine! Sen bu ümmetin efendisine hamilesin! Dünyayı şereflendirdiği zaman: “ Her hasetçinin şerrinden O'nu tek olan Allah'a havale ederim!” diye dua et ve O'na Muhammed ismini ver!” diye seslendiğini işitti. (İbn-i Hişam,I,170)

İffet ve İsmet Timsali Hz. Aişe Radiyallahu Anha

Evinde her gün misafir ağırlanan cömertler, cömert bir babanın evinde hayata gözlerini açmıştır. Çocukluğu İslamî tebliğin zorlu Mekke yılları ile geçmiştir. Hicretten sonra bir genç kız olarak gittiği Nübüvvet evinde ilim ve hikmetle dolmuş, üstün zekası ve hafızası ile Allah Resulünün aile hayatının adeta fotoğrafını çekerek bizlere ulaştırmıştır.

Medine'de münafıkların çıkarmış olduğu namus fitnesi yüzünden yeryüzü kendisine dar gelmiş; yeri ve gökleri titreten bu iftiradan ayet-i kerimelerle temizleninceye kadar tarifi imkansız acı ve ızdıraplar çekmiştir. Allah Resulünün ahirete irtihalinden sonra da uzun bir ömür sürmüş, derin ilminden halifeler dahil herkes istifade etmiştir. Evi bir ilim yuvası gibi işlev görmüş ve adeta Asr-ı Saadet sonrasına Nebevi Hayatın bir yansıması olmuştur. Nitekim Resulullah (s.a.v.)'in vefatından sonra Peygamber Mescidine gelen kadınların harem-selamlığa dikkat etmemeleri üzerine şu değerlendirmeyi yapmıştır: "Eğer Resulullah (s.a.v.) bu zamanda yaşamış olsaydı, İsrailoğullarının yaptıkları gibi kadınların mescitlere çıkmalarını yasaklardı." (Buhari, Ezan/163)

Hz. işe (r.a.)'nın evi insanlar için güvenli bir sığınaktı. Hasenatla dolu bir ömürden, güzel bir istikametten ve güzel bir itibardan sonra Resulullah (s.a.v.)'in âhirete göç etmesinden 47 yıl sonra, hicretin 58'inci yılı 17 Ramazan Çarşamba gecesi, 78 yaşında vitir namazını kıldıktan sonra ruhu Medine'de a'lay-ı illiyyine yükseldi.

Her kafadan bir sesin çıktığı ve dinin giderek hayattan soyutlanarak, adeta sadece inanç sistemi haline getirilmeye çalışıldığı günümüzde Müslüman kadınının dini hayatını şekillendirmede Hz. Aişe annemiz eşsiz bir örnektir.Ne mutlu yolunu yol edinenlere….

Haya ve İffet Abidesi Fatımatü'z Zehra (r.a)

Allah Resulü buyuruyor: "Bana melek gelerek Fâtıma'nın cennetliklerin hanımefendisi olduğunu müjdeledi." Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, Hz.Fâtıma'yı görünce sevinir, kendisini ayakta karşılar, elini tutarak yanaklarından öper, ona iltifat edip yanına veya kendi yerine oturturdu. Babası kendi evine gelince Fâtıma da onu aynı şekilde karşılayıp ağırlardı. Resulullah (s.a.v.) bir sefere çıkarken aile fertlerinden en son Hz. Fâtıma ile vedalaşır, seferden dönünce de ilk olarak onun yanına uğrardı. Hz. Fatıma.zühd ve takvada emsalsiz bir mevkiye sahip olduğu gibi iffet ve hayada da zirve idi. Hatta o derece ki kendisini ölüm sancıları sardığı zaman, vefat ettiğinde cenazesinin erkeklerin arasından geçirilecek olmasının sıkıntısı, çekmekte olduğu ölüm sancılarını bastırmıştı. Zira o dönemde Medine'de kadın cenazeleri de tıpkı erkeklerin ki gibi üzerine örtülen bir kefenle sarılmış olarak herkesin gözü önünde bulunuyor, üzerine başka bir şey örtülmüyordu. Bundan duyduğu rahatsızlığı yanında bulunan Esma bint Umeys'e söylediğinde Esma ona Habeşistan'da cenazelerin tabut içinde taşındığını anlatmış, bunun üzerine Hz.Fâtıma kendi cenazesinin de böyle tabut içinde ve gece karanlığında taşınmasını vasiyet ederek derin bir nefes almıştır. Nitekim cenazesi Esma bint Umeys'in tarifi üzerine yapılan tabutla ve yine vasiyeti gereği gece taşınmış ve cenaze namazı kılınarak defnedilmiştir. Allah O'ndan razı olsun!

  • Açıklama
    •  

      Sadaka ve Cömertliğin Zirvesi Hazreti Ebubekir (r.a.)

      Peygamber Övgüsü;

      -“Ebubekir bendendir, ben de ondanım. Ebubekir dünya ve ahirette kardeşimdir.”

      - “ Bir peygamber olmak müstesna, Ebubekir bu ümmetin en faziletlisidir.”

      - “Ebubekir sahabemdir ve mağarada arkadaşımdır, bunu biliniz. Eğer ben dost edineydim Ebu Bekir'i dost edinirdim. Bu mescitteki büyün kapıları kapayınız; Ebubekir'in kapısını değil.”

       

      Adaletin Sembolü Hazreti Ömer el- Faruk (r.a)

      Haya ve Edeb Abidesi Hazreti Osman Zü'n-nureyn (r.a)

      Allah'ın Arslanı ve İlmin Kapısı Hazreti Ali (r.a.)

      Hicretin beşinci ayında, Kainatın Tacı, Mekkeli sahabilerle, Medineli sahabiler arasında birçoğunu birbirine kardeş ettiler... Kardeş tutma işinde Hz. Ali açıkta kalmıştı. Ne hikmetse ona hiç kimse kardeş gösterilmemişti.

      Hz. Ali (r.a.) sordu:

      Benim kardeşim yok mu?

      Allah'ın Sevgilisi ve bütün mahlukatın Peygamberi buyurdular:

      - Senin kardeşin benim!..

      Resulullah (s.a.v.) hicretin 9. yılında Tebük seferine çıkarken Hz. Ali'yi Ehl-i beytin muhafazası için Medine'de bıraktı, ancak bu sefere katılamadığı için müteessir oldu. Bunun üzerine Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

      "Musa'ya göre Harun ne ise, sen bana karşı o olmak istemez misin?" Ulviyet ve hikmet madeni Hz. Ali (r.a.), 4 sene, 8 ay, 23 gün halifelikte kaldıktan sonra, kırkıncı hicret senesi, ramazanın 17. cuma günü sabah namazına mescide giderken Harici taifesinden İbni Mülcem isimli lanetlinin kılıcı ile vuruldu ve yaralandıktan iki gün sonra da ebediyet âlemine göçtü...

       

      İlk Mü'mine Hz. Hatice El- Kübra Radiyallahu Anha

      Hatice (r.a.)'nın hayatını okuyan kişi onun büyüklüğünü ve güzel ahlakını anlar. o, şefkat ve merhametle yoğrulmuştu. Kerem sahibiydi, ailesine karşı ihsanı boldu. Eşine karşı görevlerini en iyi şekilde biliyor ve yerine getiriyordu. Eşine karşı hürmette kusur etmiyordu. Onunla en iyi şekilde geçiniyordu. Zorluk ve musibetlere karşı da eşine tam destek oluyordu.

      Resûlullah'a vahiy namına gelen ilk şeyler, salih (sadık) rüyalarla başlamıştır. Resûlullah'ın gördüğü her rüya mutlaka sabah aydınlığı gibi çıkardı. Sonra kendisine halvet hali sevdirildi. Hira mağarasında inzivaya çekilir ve ailesinin yanına dönmeden önce belli geceler boyunca orada ibadet ederdi. Bunun için önceden azık hazırlardı. Azığı bitince Hz. Hatice'nin yanına döner ve bunun için tekrar azık hazırlardı. Hirâ mağarasında ilahi vahiy kendisine gelinceye kadar bu hal üzereydi.

      Resûlullah (s.a.v.) her yılın bir ayınıHira'da geçirir ve yanına gelen yoksulları doyururdu.Günler, Allah'ın Ona peygamberliğini ikram buyurduğu senenin ayı gelinceye kadar böylece devam etti. O ay ise Ramazan ayı idi. Resûlullah (s.a.v.) her zamanki gibi o ayını geçirmek üzere ailesiyle birlikte Hira'ya çıkmıştı. Allah'ın Ona peygamberliğini ikram ve böylece kullarına rahmet ettiği gece gelip çatınca Cebrail kendisine Allah Teâlâ'nın emrini getirdi.

      Issız Hira mağarasındaVahiy meleğini görenResûlullah (s.a.v.) yüreği titreyerek evedöndü ve Hatîce'nin yanına girerek: “Beni örtün! Beni örtün!Başıma (fena) bir şey gelecek diye çok korktum”” dedi. Hz. Hatice hiç bir telaş ve panik havası yaşamadan Resulullah'ın üzerini örttü. Hz. Hatice olup biteni Resulullah'dan dinlediktensonra:dedi: “Vallahi Allah seni asla zor duruma düşürmez / hüsrana uğratmaz. Zira sen sıla-i rahmi gözetir, aciz-gariplerin derdiyle dertlenerek yüklerini yüklenirsin; yoksullara kol kanat gerer, misafirlere ikramda bulunursun. Hak'tan gelen musibetler karşısında dara düşene yardım edersin” diyerek büyük bir metanetle eşini teskin etti.

      Allah Rasulü'nün Annesi Hz. Amine

      Annesi Hazret-i Amine, Varlık Nuruna hamile olduğunun ilk günlerinde bir rüya gördü. Rüyada kendisine:

      “Ey Amine! Sen bu ümmetin efendisine hamilesin! Dünyayı şereflendirdiği zaman: “ Her hasetçinin şerrinden O'nu tek olan Allah'a havale ederim!” diye dua et ve O'na Muhammed ismini ver!” diye seslendiğini işitti. (İbn-i Hişam,I,170)

      İffet ve İsmet Timsali Hz. Aişe Radiyallahu Anha

      Evinde her gün misafir ağırlanan cömertler, cömert bir babanın evinde hayata gözlerini açmıştır. Çocukluğu İslamî tebliğin zorlu Mekke yılları ile geçmiştir. Hicretten sonra bir genç kız olarak gittiği Nübüvvet evinde ilim ve hikmetle dolmuş, üstün zekası ve hafızası ile Allah Resulünün aile hayatının adeta fotoğrafını çekerek bizlere ulaştırmıştır.

      Medine'de münafıkların çıkarmış olduğu namus fitnesi yüzünden yeryüzü kendisine dar gelmiş; yeri ve gökleri titreten bu iftiradan ayet-i kerimelerle temizleninceye kadar tarifi imkansız acı ve ızdıraplar çekmiştir. Allah Resulünün ahirete irtihalinden sonra da uzun bir ömür sürmüş, derin ilminden halifeler dahil herkes istifade etmiştir. Evi bir ilim yuvası gibi işlev görmüş ve adeta Asr-ı Saadet sonrasına Nebevi Hayatın bir yansıması olmuştur. Nitekim Resulullah (s.a.v.)'in vefatından sonra Peygamber Mescidine gelen kadınların harem-selamlığa dikkat etmemeleri üzerine şu değerlendirmeyi yapmıştır: "Eğer Resulullah (s.a.v.) bu zamanda yaşamış olsaydı, İsrailoğullarının yaptıkları gibi kadınların mescitlere çıkmalarını yasaklardı." (Buhari, Ezan/163)

      Hz. işe (r.a.)'nın evi insanlar için güvenli bir sığınaktı. Hasenatla dolu bir ömürden, güzel bir istikametten ve güzel bir itibardan sonra Resulullah (s.a.v.)'in âhirete göç etmesinden 47 yıl sonra, hicretin 58'inci yılı 17 Ramazan Çarşamba gecesi, 78 yaşında vitir namazını kıldıktan sonra ruhu Medine'de a'lay-ı illiyyine yükseldi.

      Her kafadan bir sesin çıktığı ve dinin giderek hayattan soyutlanarak, adeta sadece inanç sistemi haline getirilmeye çalışıldığı günümüzde Müslüman kadınının dini hayatını şekillendirmede Hz. Aişe annemiz eşsiz bir örnektir.Ne mutlu yolunu yol edinenlere….

      Haya ve İffet Abidesi Fatımatü'z Zehra (r.a)

      Allah Resulü buyuruyor: "Bana melek gelerek Fâtıma'nın cennetliklerin hanımefendisi olduğunu müjdeledi." Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, Hz.Fâtıma'yı görünce sevinir, kendisini ayakta karşılar, elini tutarak yanaklarından öper, ona iltifat edip yanına veya kendi yerine oturturdu. Babası kendi evine gelince Fâtıma da onu aynı şekilde karşılayıp ağırlardı. Resulullah (s.a.v.) bir sefere çıkarken aile fertlerinden en son Hz. Fâtıma ile vedalaşır, seferden dönünce de ilk olarak onun yanına uğrardı. Hz. Fatıma.zühd ve takvada emsalsiz bir mevkiye sahip olduğu gibi iffet ve hayada da zirve idi. Hatta o derece ki kendisini ölüm sancıları sardığı zaman, vefat ettiğinde cenazesinin erkeklerin arasından geçirilecek olmasının sıkıntısı, çekmekte olduğu ölüm sancılarını bastırmıştı. Zira o dönemde Medine'de kadın cenazeleri de tıpkı erkeklerin ki gibi üzerine örtülen bir kefenle sarılmış olarak herkesin gözü önünde bulunuyor, üzerine başka bir şey örtülmüyordu. Bundan duyduğu rahatsızlığı yanında bulunan Esma bint Umeys'e söylediğinde Esma ona Habeşistan'da cenazelerin tabut içinde taşındığını anlatmış, bunun üzerine Hz.Fâtıma kendi cenazesinin de böyle tabut içinde ve gece karanlığında taşınmasını vasiyet ederek derin bir nefes almıştır. Nitekim cenazesi Esma bint Umeys'in tarifi üzerine yapılan tabutla ve yine vasiyeti gereği gece taşınmış ve cenaze namazı kılınarak defnedilmiştir. Allah O'ndan razı olsun!

      Stok Kodu
      :
      15393566526253
      Boyut
      :
      13.50x21.00
      Sayfa Sayısı
      :
      280+391+286+248+230+271+270+320+212
      Basım Yeri
      :
      İstanbul
      Basım Tarihi
      :
      2018-07
      Kapak Türü
      :
      Ciltsiz
      Kağıt Türü
      :
      2.Hamur
      Dili
      :
      Türkçe
  • Taksit Seçenekleri
    • Garanti
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      2
      35,00   
      70,00   
      3
      23,33   
      70,00   
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Murat K. - 18.10.2018 22:12
      Her kütüphaneye lazım bundan
  • Bu Kitabı Alanlara Tavsiye Kitaplar
Kapat