Sepetim 0
Sepetinizde ürün bulunmuyor
%67
Kuran'ı Anlama Ayı Ramazan + 10 Kitap %67 indirimli Mustafa Aydın
152,00TL
49,90TL
Kazancınız : 102,10TL
Taksitli fiyat : 6 x 8,73TL
%67
Aynı gün kargo
Havale/EFT ile : 48,40TL
KARGO BEDAVA
Kuran'ı Anlama Ayı Ramazan + 10 Kitap
Kuran'ı Anlama Ayı Ramazan + 10 Kitap
Ravza Kitap Kampanya
49.90

Her varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasalara göre vücut bulmasına rağmen, özellikle insan söz konusu olduğunda, yüce Allah bazı zamanlar tarihe ve dolayısıyla insanlığın gidişatına ayrıca özel müdahalelerde de bulunur. Vahiy bu müdahalenin doğrudan gerçekleşen en önemli biçimini oluşturur. "Varlık ilkesiyle" ilgili yasalar varoluşun "olması gereken" nesnel şartlarını tesis etmesine karşılık; vahiyle müdahalede insanın inancını ve hayat tarzını doğru kılma amacı vardır. Fakat, vahiyle müdahalede inancın ve hayat tarzının doğru ölçütleri sadece teorik düzlemde anlam ifade eden bir bilgi paketi biçiminde sunulmaz; ilahi lütuf gereği uygulamadaki biçimiyle de insanlığa takdim edilir. Bu itibarla, vahiyle bilgilendirilip desteklenen her bir elçinin şahsında ve çevresinde inşa olunan örnek insan ve toplum, vahiyle müdahalenin uygulamadaki boyutu olarak anlam kazanmıştır. Kur'ân ve Hz. Muhammed (s.) ise tarihe vahiyle müdahalenin sonuncusunu teşkil eder. Kur'ân bu son müdahalenin bilgi, ilke ve gereklerini sunarken; Hz. Peygamber ise müdahalenin amaçladığı inşayı gerçekleştirir. Birisi teoriyi, diğeri pratiği temsil eder ve bu ikili hiçbir şekilde birbirinden ayrı veya kopuk değildir: Süreç içerisinde Hz. Peygamber "yürüyen Kur'ân", Kur'an ise "okunan peygamber" vasfına sahip olur.

 

 

Eğer Batı uygarlığının sürüklendiği akıntaya kendimizi teslim edersek, Allah'ın bize verdiği O'nun yeryüzündeki "halife"si olmak görevini yerine getirmeyeceğimiz için gelecek nesillerimizi katlediyor olacağız. Gözü kapalı, ölüme doğru yapılan bu yarışa İslami bir çözüm bulabilecek miyiz? Biza Kur'an'da açıklanan "doru yol"u '(sırat-ı müstakim) mevcut tarihi şartlar içerisinde izleyebilecek miyiz ? İnsanlığın geleceği ve hayatiyeti bu sorunun cevabına bağlı. Kur'an, bizi düşünmmeye ve çaba sarfetmeye sürekli olarak davet eder. Ulaşılacak hedefi gösterir ve ulaşma yolunun farklı çağlarda keşif imkanını bize sunar. Dünyanın dikkatini İslami bir çözüme ve geleceğe çekmek, bilim hikmet ve iman arasındaki birliği yeniden kuracak olan aklın tam kullanımının, sırf ekonomik büyümeyi değil aynı zamanda insani gelişimi de hedefleyen yeni bir gelişim modelinin, evrensel topluluk kavramının, milliyetçiliğin insanları parçalayıp dağıtan, bölen güçlerine karşı tekliğin (Tevhid) zaferini ifade edeceği bir durumun ortaya çıkışına katkıda bulunacaktır.

 

 

 

İslam'ı anlamak ve yaşamak isteyen bir insanın Kur'an'a eğilmesi ve onun üzerinde yoğunluşması kadar tabii birşey olamaz. Kur'an, inananlar için bir hidayet kaynağıdır, Allah tarafından okunsun ve anlaşılsın diye gönderilmiştir. Ne var ki tarihen genelde müslümanlalrın Kur'an'la az ilgilendikleri söylenebilir. Modern etkilerle de olsa müslümanın, kitabı ile muhatap olması fevkalade bir gelişmedir. Burada üzerinde durmak istediğimiz, Kur'an'a yönelmenin kendisi ile değil, onun okunmasına ilişkin bazı problemlerdir. Gerçekten de İslam'ı bir "metin"den anlamaya çalışmanın doğurduğu bazı problemler vardır. Şüphesiz İslam kendi özünü gerçekleştirmeli, Kur'an, doğasına uygun olarak anlaşılmalıdır. Bunun için de mümkün olduğunca global kültürün etkisinden çıkarılmalı bütünlüğü gözönünde buludurulmalıdır.

 

 

Şüphesiz Kur'an-ı Kerim ( kendi ifadesiyle) anlaşılmak için gelmiştir. O, anlaşılmaz bir muamma, yalnızca belli insanların kavrayabileceği bir kitap değildir. Ders almak isteyen her ciddi okuyucu ondan hayatına bir düstur çıkarabilir. Ancak böylesi bir uyanış döneminde daha ağırlıklı anlayış çabalarına ihtiyaç vardır. Önümüzdeki gelişmelere ve öncüllere bakarak denebilir ki, insanlık için geleceğin en önemli konusu İslam'dır. Onun için de müslümanların önündeki en önemli problem, İslam'ın bir ojinlik ve bütünlük içinde kavranmasıdır. Söz konusu orjinlik de, bütünlük de Kur'an-ı Kerim çevresinde kurulacaktır. Bu bakımdan konu Kur'an'ın iyi anlaşılabilmesi olarak da ortaya konabilir. İlk atılacak adımlardan birisi ise, belli kavramların tarihi gelişimi içerisinde belirginleşen veya günümüz toplumlarında yüklenilen anlamlarıyla değil, bizzat Kur'an'ın kendi verdiği manalarıyla anlaşılabilmesidir. İslam'ı yeniden anlama sürecinde bu kavramlarlın Kur'an'ın bütünlüğü içinde ifade ettiği anlamlalrının bilinmesi büyük önem taşımaktadır.Elinizdeki mütevazı çalışma bu duygu ve inançla yapılmıştır.

 

 

Kitapsız kılınmaya çalışılan zamanlara inat, insanın yeryüzü serüveni, kitaplı bir serüvendir. İnsanın sebep ve sahibi, insanı kitaba bağlamış, fiillerini ve fiillerinin neticelerini de kitapta açıklamıştır. Kitab'ın haber verdiği bir günde insanın "Öah bize, bu Kitaba da ne oluyor, ne küçük na de büyük hiçbir şey bırakmıyor, her şeyi sayıp döküyor!" (Kehf 49) diyeceği muhakkak. İşte bu hakikat tasavvuru elinizde bulunan risalenin hazırlanmasına vesile oldu. Müsarek Kur'an'ın inzalinin 1400. Yılı münasebetiyle halimizce kırık, dükük, mütevazi bir not düşmek istedik tarihe, neticesi malum; Aziz, aziz kılar sevdiklerini, Kendimizce bir hizmet vermek isterken, bir nice lütuf ve şifaya eriştik, borçlandık, hem daha borçlandır... duamız, bu mütevazi denemenin insanların nezdinde dikkatleri mübarek Kitab'a çevirmesi, gündemleri onunla temizlemesidir.

 

Bu kitap, öncelikli olarak; Kur'an'a ait yanlış tasavvurları düzeltme ile Müslümanların Kur'an okumalarını, lafzi okumanın bir ileri aşaması diyebileceğimiz, düşünme ve anlamayı da içine alan bir okumaya doğru yönlendirmek amacını taşımaktadır. Müslüman zihinlerde yaşayan Kur'an tasavvuruyla olması gereken Kur'an tasavvuru; Hz. Peygamber ve sahabenin zihninde olanla, bugünün Müslümanının zihninde/tasavvurunda olanın aynı mı farklı mı oldugu konuları ekseninde, tasavvur değişimini temellendirme, Kur'an'la Diriliş'i tanımlandırma ve 'Diriliş Eri' olmak için başlangıç çizgileri/esasları oluşturma gayreti olarak, Kur'an'ın, tekrar ve yeniden bir sahabe iklimi, sahabe kimliği/şahsiyeti ve sahabe toplumu oluşturmasına bir katkı olması için kaleme alınmıştır.

 

 

Rabbin son haberini/mesajını (Rehber), son peygamber (Önder) olarak alan Hz. Muhammed (s.a.v.)'den bu yana bin dört yüz yıl geçti. İlk nesli dirilten vahyin dalgaları bir süre, sorumluluk bilincine sahip muvahhitlerce sürdürüldü. Daha sonra önceki kitap sahiplerinde olduğu gibi ilk heyecan, ilk şok yerini alışmanın getirdiği algılama zaaflarına bıraktı. Son mesajın üzerini, inananların eksik anlamaları ve kötülük odaklarının (şeytan ve dostları) çabalarıyla mesajın kendisine ait olmayan tortular kapladı. Kendisine sahip olanı yücelten (dünya ve ahirette), karşı çıkanı alçaltan İlahi Kitab, ya aşırı kutsanarak hayat dışına çıkarıldı ya da belli günlerde okunan ve sadece sevap kazanılan bir araç konumuna indirgendi. Kitabın sahiplerinin alçaldığı bir ortamda, dünyayı yüce değerlerin kaplamasını beklemek de anlamsızlaştı. Kitab'ın rehberliğinde, Öncüler'in örnekliğiyle, davete icabet ederek Kur'ân ehli haline gelen Öncülerin ortaya çıkmasıyla bir Medine ve Medeniyet kuruldu. Medine ve Medeniyet kurma iddiasında olanlar ve yerin ve göğün nimetlerine kavuşmak isteyenler, insanlığın "ehl-i Kur'ân" olmak zorundadır. Bugün insanlığın ihtiyacı olan şey budur. Bu kitap, bu maksat ve samimi duygularla yeniden ve ilk Örnek Nesil gibi, Kur'ân (Rehber) ile yatıp kalkmayı, ona zaman ayırmayı, anlama ve yaşamayı gerçekleştirmek isteyenler için, Kur'ân'ı okumadan önce tanıtmayı esas almak amacıyla hazırlanmıştır.

 

Kur'an'ı Kerim okurken imrenerek okuduğumuz ve kendilerinden olmak istediğimiz pek çok grup var elbette. Mesela şehitler... Yüce Allah: "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Onlar diridirler ancak siz bunu bilemezsiniz" (Bakara Suresi 2/154) buyurarak taltif ediyor bu dereli müminleri. Onlara imrenmemek mümkün mü? Mesela mukarrabun... Yani Allah'ın en samimi, en sevgili, en değerli kulları... O'nu en çok seven ve O'nun tarafından çok sevilmek bahtiyarlığına ulaşan halis kullar... "Ama eğer Allah'a yakın olanlardan iseniz (yeriniz) tarifsiz bir huzur bitimsiz bir rızık ve mutluluğun üretildiği cennetler olur."(Vaıa 56/88-89) ayetleriyle kendilerinden söz edilen bu bahtiyar kullara imrenmemek mümkün mü? Okurken imrenilecek gruplardan biri de, "Onlar için korku yoktur ve onlar asla üzülmeyecekler" ayetinin anlamına girenlerdir. Bu kitapta Kur'an-ı Kerim'de on dört ayrı yerde geçin bu tanımlamanın işaret ettiği kişiler hangi özelliklere sahip olmalıdır ve bu şerefe ve mutluluğa nasıl ulaşacaklardır? sorularının cevapları araştırılmaktadır.

 

 

Bugün dünya Müslümanlarının hemen tamamının zihninde bir karmaşa hakimdir. Kur'an'ın onlardan istediği yaşam tarzı ile şu an sürdürdükleri yaşam arasında büyük farklılıklar vardir. Kur'an'ın müslümandan tesis etmesini istediği toplumsal ve siyasal kurumlarla, onun, kendisi için kurduğu ve tarihsel süreç içinde geliştirdiği kurumlar arasında büyük uçurumlar vardır. Kısaca, Kur'an'ın evrenselliği ile, bugünün müslümanının parçacı din anlayışı arasında büyük fark vardır.Öteki kutsal kitaplara inandıklarını açıklayanların yaşam tarzlarını şöyle bir deşelediiğimizde her birinin bazı ateşli taraftarlarının üstlendikleri göreve bakmak daha iyidir eğer benzeri uçurumlarla karşılaşırsak hiç şaşırmamalıyız.

 

 

Rivayetlere göre Allah'ın Rasulü, veda haccında, Arafat'ta hazır bulunan yüz biri aşkın sahabeye, umumi olarak da bütün Müslümanlara, bütün insanlığiı değişmez, eskimez ölçüler ihtiva eden bir hutbe irad etti. "Belki bu seneden sonra görüşemeyeceğiz, sözümü iyi dinleyiniz ey insanlar... Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz..." dedi. Orada bulunan herkesi, elçilik vazifesini hakkıyla yerine getirdiğine şahit tuttuğu konuşmasında, "Ey Müminler!" demişti bir de, "Ey Müminler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uyudukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim ve Peygamber sünnetidir."

 

 

  • Açıklama
    • Her varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasalara göre vücut bulmasına rağmen, özellikle insan söz konusu olduğunda, yüce Allah bazı zamanlar tarihe ve dolayısıyla insanlığın gidişatına ayrıca özel müdahalelerde de bulunur. Vahiy bu müdahalenin doğrudan gerçekleşen en önemli biçimini oluşturur. "Varlık ilkesiyle" ilgili yasalar varoluşun "olması gereken" nesnel şartlarını tesis etmesine karşılık; vahiyle müdahalede insanın inancını ve hayat tarzını doğru kılma amacı vardır. Fakat, vahiyle müdahalede inancın ve hayat tarzının doğru ölçütleri sadece teorik düzlemde anlam ifade eden bir bilgi paketi biçiminde sunulmaz; ilahi lütuf gereği uygulamadaki biçimiyle de insanlığa takdim edilir. Bu itibarla, vahiyle bilgilendirilip desteklenen her bir elçinin şahsında ve çevresinde inşa olunan örnek insan ve toplum, vahiyle müdahalenin uygulamadaki boyutu olarak anlam kazanmıştır. Kur'ân ve Hz. Muhammed (s.) ise tarihe vahiyle müdahalenin sonuncusunu teşkil eder. Kur'ân bu son müdahalenin bilgi, ilke ve gereklerini sunarken; Hz. Peygamber ise müdahalenin amaçladığı inşayı gerçekleştirir. Birisi teoriyi, diğeri pratiği temsil eder ve bu ikili hiçbir şekilde birbirinden ayrı veya kopuk değildir: Süreç içerisinde Hz. Peygamber "yürüyen Kur'ân", Kur'an ise "okunan peygamber" vasfına sahip olur.

       

       

      Eğer Batı uygarlığının sürüklendiği akıntaya kendimizi teslim edersek, Allah'ın bize verdiği O'nun yeryüzündeki "halife"si olmak görevini yerine getirmeyeceğimiz için gelecek nesillerimizi katlediyor olacağız. Gözü kapalı, ölüme doğru yapılan bu yarışa İslami bir çözüm bulabilecek miyiz? Biza Kur'an'da açıklanan "doru yol"u '(sırat-ı müstakim) mevcut tarihi şartlar içerisinde izleyebilecek miyiz ? İnsanlığın geleceği ve hayatiyeti bu sorunun cevabına bağlı. Kur'an, bizi düşünmmeye ve çaba sarfetmeye sürekli olarak davet eder. Ulaşılacak hedefi gösterir ve ulaşma yolunun farklı çağlarda keşif imkanını bize sunar. Dünyanın dikkatini İslami bir çözüme ve geleceğe çekmek, bilim hikmet ve iman arasındaki birliği yeniden kuracak olan aklın tam kullanımının, sırf ekonomik büyümeyi değil aynı zamanda insani gelişimi de hedefleyen yeni bir gelişim modelinin, evrensel topluluk kavramının, milliyetçiliğin insanları parçalayıp dağıtan, bölen güçlerine karşı tekliğin (Tevhid) zaferini ifade edeceği bir durumun ortaya çıkışına katkıda bulunacaktır.

       

       

       

      İslam'ı anlamak ve yaşamak isteyen bir insanın Kur'an'a eğilmesi ve onun üzerinde yoğunluşması kadar tabii birşey olamaz. Kur'an, inananlar için bir hidayet kaynağıdır, Allah tarafından okunsun ve anlaşılsın diye gönderilmiştir. Ne var ki tarihen genelde müslümanlalrın Kur'an'la az ilgilendikleri söylenebilir. Modern etkilerle de olsa müslümanın, kitabı ile muhatap olması fevkalade bir gelişmedir. Burada üzerinde durmak istediğimiz, Kur'an'a yönelmenin kendisi ile değil, onun okunmasına ilişkin bazı problemlerdir. Gerçekten de İslam'ı bir "metin"den anlamaya çalışmanın doğurduğu bazı problemler vardır. Şüphesiz İslam kendi özünü gerçekleştirmeli, Kur'an, doğasına uygun olarak anlaşılmalıdır. Bunun için de mümkün olduğunca global kültürün etkisinden çıkarılmalı bütünlüğü gözönünde buludurulmalıdır.

       

       

      Şüphesiz Kur'an-ı Kerim ( kendi ifadesiyle) anlaşılmak için gelmiştir. O, anlaşılmaz bir muamma, yalnızca belli insanların kavrayabileceği bir kitap değildir. Ders almak isteyen her ciddi okuyucu ondan hayatına bir düstur çıkarabilir. Ancak böylesi bir uyanış döneminde daha ağırlıklı anlayış çabalarına ihtiyaç vardır. Önümüzdeki gelişmelere ve öncüllere bakarak denebilir ki, insanlık için geleceğin en önemli konusu İslam'dır. Onun için de müslümanların önündeki en önemli problem, İslam'ın bir ojinlik ve bütünlük içinde kavranmasıdır. Söz konusu orjinlik de, bütünlük de Kur'an-ı Kerim çevresinde kurulacaktır. Bu bakımdan konu Kur'an'ın iyi anlaşılabilmesi olarak da ortaya konabilir. İlk atılacak adımlardan birisi ise, belli kavramların tarihi gelişimi içerisinde belirginleşen veya günümüz toplumlarında yüklenilen anlamlarıyla değil, bizzat Kur'an'ın kendi verdiği manalarıyla anlaşılabilmesidir. İslam'ı yeniden anlama sürecinde bu kavramlarlın Kur'an'ın bütünlüğü içinde ifade ettiği anlamlalrının bilinmesi büyük önem taşımaktadır.Elinizdeki mütevazı çalışma bu duygu ve inançla yapılmıştır.

       

       

      Kitapsız kılınmaya çalışılan zamanlara inat, insanın yeryüzü serüveni, kitaplı bir serüvendir. İnsanın sebep ve sahibi, insanı kitaba bağlamış, fiillerini ve fiillerinin neticelerini de kitapta açıklamıştır. Kitab'ın haber verdiği bir günde insanın "Öah bize, bu Kitaba da ne oluyor, ne küçük na de büyük hiçbir şey bırakmıyor, her şeyi sayıp döküyor!" (Kehf 49) diyeceği muhakkak. İşte bu hakikat tasavvuru elinizde bulunan risalenin hazırlanmasına vesile oldu. Müsarek Kur'an'ın inzalinin 1400. Yılı münasebetiyle halimizce kırık, dükük, mütevazi bir not düşmek istedik tarihe, neticesi malum; Aziz, aziz kılar sevdiklerini, Kendimizce bir hizmet vermek isterken, bir nice lütuf ve şifaya eriştik, borçlandık, hem daha borçlandır... duamız, bu mütevazi denemenin insanların nezdinde dikkatleri mübarek Kitab'a çevirmesi, gündemleri onunla temizlemesidir.

       

      Bu kitap, öncelikli olarak; Kur'an'a ait yanlış tasavvurları düzeltme ile Müslümanların Kur'an okumalarını, lafzi okumanın bir ileri aşaması diyebileceğimiz, düşünme ve anlamayı da içine alan bir okumaya doğru yönlendirmek amacını taşımaktadır. Müslüman zihinlerde yaşayan Kur'an tasavvuruyla olması gereken Kur'an tasavvuru; Hz. Peygamber ve sahabenin zihninde olanla, bugünün Müslümanının zihninde/tasavvurunda olanın aynı mı farklı mı oldugu konuları ekseninde, tasavvur değişimini temellendirme, Kur'an'la Diriliş'i tanımlandırma ve 'Diriliş Eri' olmak için başlangıç çizgileri/esasları oluşturma gayreti olarak, Kur'an'ın, tekrar ve yeniden bir sahabe iklimi, sahabe kimliği/şahsiyeti ve sahabe toplumu oluşturmasına bir katkı olması için kaleme alınmıştır.

       

       

      Rabbin son haberini/mesajını (Rehber), son peygamber (Önder) olarak alan Hz. Muhammed (s.a.v.)'den bu yana bin dört yüz yıl geçti. İlk nesli dirilten vahyin dalgaları bir süre, sorumluluk bilincine sahip muvahhitlerce sürdürüldü. Daha sonra önceki kitap sahiplerinde olduğu gibi ilk heyecan, ilk şok yerini alışmanın getirdiği algılama zaaflarına bıraktı. Son mesajın üzerini, inananların eksik anlamaları ve kötülük odaklarının (şeytan ve dostları) çabalarıyla mesajın kendisine ait olmayan tortular kapladı. Kendisine sahip olanı yücelten (dünya ve ahirette), karşı çıkanı alçaltan İlahi Kitab, ya aşırı kutsanarak hayat dışına çıkarıldı ya da belli günlerde okunan ve sadece sevap kazanılan bir araç konumuna indirgendi. Kitabın sahiplerinin alçaldığı bir ortamda, dünyayı yüce değerlerin kaplamasını beklemek de anlamsızlaştı. Kitab'ın rehberliğinde, Öncüler'in örnekliğiyle, davete icabet ederek Kur'ân ehli haline gelen Öncülerin ortaya çıkmasıyla bir Medine ve Medeniyet kuruldu. Medine ve Medeniyet kurma iddiasında olanlar ve yerin ve göğün nimetlerine kavuşmak isteyenler, insanlığın "ehl-i Kur'ân" olmak zorundadır. Bugün insanlığın ihtiyacı olan şey budur. Bu kitap, bu maksat ve samimi duygularla yeniden ve ilk Örnek Nesil gibi, Kur'ân (Rehber) ile yatıp kalkmayı, ona zaman ayırmayı, anlama ve yaşamayı gerçekleştirmek isteyenler için, Kur'ân'ı okumadan önce tanıtmayı esas almak amacıyla hazırlanmıştır.

       

      Kur'an'ı Kerim okurken imrenerek okuduğumuz ve kendilerinden olmak istediğimiz pek çok grup var elbette. Mesela şehitler... Yüce Allah: "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Onlar diridirler ancak siz bunu bilemezsiniz" (Bakara Suresi 2/154) buyurarak taltif ediyor bu dereli müminleri. Onlara imrenmemek mümkün mü? Mesela mukarrabun... Yani Allah'ın en samimi, en sevgili, en değerli kulları... O'nu en çok seven ve O'nun tarafından çok sevilmek bahtiyarlığına ulaşan halis kullar... "Ama eğer Allah'a yakın olanlardan iseniz (yeriniz) tarifsiz bir huzur bitimsiz bir rızık ve mutluluğun üretildiği cennetler olur."(Vaıa 56/88-89) ayetleriyle kendilerinden söz edilen bu bahtiyar kullara imrenmemek mümkün mü? Okurken imrenilecek gruplardan biri de, "Onlar için korku yoktur ve onlar asla üzülmeyecekler" ayetinin anlamına girenlerdir. Bu kitapta Kur'an-ı Kerim'de on dört ayrı yerde geçin bu tanımlamanın işaret ettiği kişiler hangi özelliklere sahip olmalıdır ve bu şerefe ve mutluluğa nasıl ulaşacaklardır? sorularının cevapları araştırılmaktadır.

       

       

      Bugün dünya Müslümanlarının hemen tamamının zihninde bir karmaşa hakimdir. Kur'an'ın onlardan istediği yaşam tarzı ile şu an sürdürdükleri yaşam arasında büyük farklılıklar vardir. Kur'an'ın müslümandan tesis etmesini istediği toplumsal ve siyasal kurumlarla, onun, kendisi için kurduğu ve tarihsel süreç içinde geliştirdiği kurumlar arasında büyük uçurumlar vardır. Kısaca, Kur'an'ın evrenselliği ile, bugünün müslümanının parçacı din anlayışı arasında büyük fark vardır.Öteki kutsal kitaplara inandıklarını açıklayanların yaşam tarzlarını şöyle bir deşelediiğimizde her birinin bazı ateşli taraftarlarının üstlendikleri göreve bakmak daha iyidir eğer benzeri uçurumlarla karşılaşırsak hiç şaşırmamalıyız.

       

       

      Rivayetlere göre Allah'ın Rasulü, veda haccında, Arafat'ta hazır bulunan yüz biri aşkın sahabeye, umumi olarak da bütün Müslümanlara, bütün insanlığiı değişmez, eskimez ölçüler ihtiva eden bir hutbe irad etti. "Belki bu seneden sonra görüşemeyeceğiz, sözümü iyi dinleyiniz ey insanlar... Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz..." dedi. Orada bulunan herkesi, elçilik vazifesini hakkıyla yerine getirdiğine şahit tuttuğu konuşmasında, "Ey Müminler!" demişti bir de, "Ey Müminler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uyudukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim ve Peygamber sünnetidir."

       

       

      Stok Kodu
      :
      3906057998554
      Boyut
      :
      13.00 x 20.00
      Sayfa Sayısı
      :
      160+206+94+152+200+181+189+230+160+192
      Basım Yeri
      :
      İstanbul
      Baskı
      :
      1
      Basım Tarihi
      :
      2010-12
      Kapak Türü
      :
      Karton
      Kağıt Türü
      :
      2. Hamur
      Dili
      :
      Türkçe
  • Taksit Seçenekleri
    • Axess Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      49,90   
      49,90   
      2
      24,95   
      49,90   
      3
      16,63   
      49,90   
      4
      12,97   
      51,90   
      5
      10,48   
      52,40   
      6
      8,82   
      52,89   
      Finansbank Kartları
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      49,90   
      49,90   
      2
      24,95   
      49,90   
      3
      16,63   
      49,90   
      4
      12,97   
      51,90   
      5
      10,48   
      52,40   
      6
      8,82   
      52,89   
      Bonus Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      49,90   
      49,90   
      2
      24,95   
      49,90   
      3
      16,63   
      49,90   
      4
      12,85   
      51,40   
      5
      10,38   
      51,90   
      6
      8,73   
      52,40   
      Paraf Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      49,90   
      49,90   
      2
      24,95   
      49,90   
      3
      16,63   
      49,90   
      4
      12,97   
      51,90   
      5
      10,48   
      52,40   
      6
      8,82   
      52,89   
      Maximum Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      49,90   
      49,90   
      2
      24,95   
      49,90   
      3
      16,63   
      49,90   
      4
      12,97   
      51,90   
      5
      10,48   
      52,40   
      6
      8,82   
      52,89   
      World Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      49,90   
      49,90   
      2
      24,95   
      49,90   
      3
      16,63   
      49,90   
      4
      12,97   
      51,90   
      5
      10,48   
      52,40   
      6
      8,82   
      52,89   
      Diğer Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      1
      49,90   
      49,90   
      2
      -   
      -   
      3
      17,30   
      51,90   
      4
      -   
      -   
      5
      -   
      -   
      6
      -   
      -   
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
  • Bu Kitabı Alanlara Tavsiye Kitaplar
Kapat