Her müslümanın elinde kesinlikle bulunması gereken bir kitap. İçerisinde İmam Gazali'den tutun, Nakşibendi'ye kadar bir çok örneği bulunduruyor. Bir yandan gıda katkı maddelerinin içeriği,diğer yandan bir çok gıda ürününün kısa tarihinden söz etmiş. Özellikle annelerin helal gıda konusunda kullanabilecekleri ufak tarifler bulundurması hanımlara helal gıda stratejileri sunmaktadır. Kitabın basımı, renkleri, düzeni de ayrı ilgi çekici. Mutlaka faydalanın.
Bizim gençliğimiz böyle kitaplar okusa bu ümmet şaha kalkar. Şehit Seyyid Kutup, o akıcı yormayan üslubu ile öyle noktalara parmak basıyor ki. Benim diyen düşünür böylesini yazmadı.
"Bitmek tükenmek bilmeyen kitap yapmışlar."
Kitap için söyleyebileceğim en kapsamlı cümle ancak bu olabilir.
Kitap, her ne kadar biraz uygarlık tarihi, biraz mitoloji, biraz felsefe ve Antik Yunan bilgisi olan kişilere yabancı gelmeyecek isimler ve yerler üzerinde kurgulansa da; kitabın belli bir amaç ve düşünceye hizmet etmemesi ve bir sonucunun olmaması büyük eksiklik. Benim kanaatime göre; yazar, sahip olduğu bilgiyi belli bir amaç çerçevesinde şekillendirse, kurgulamanın buna uygun bir sonucu olsa, en azından okuyucuya açık bir mesaj verse, çok daha büyük bir iş çıkarabilirdi.
Bizim memleketin, akdenizin, buraların insanını, kültürünü, dilini yansıtan öyle çok şey vardı ki. Gülerek okudum. İçeriğinden çok diline. Buralı olmayanlar okuduğunda bir çok kelimeyi anlamamıştır diyerek, ne çok bizim insanımız diyerek..
Neden mi gençlik geride kalıyor? Bir Cemil Meriç okumuyoruz. Biz abuk subuk vampir romanları, zombi romanları okuyoruz. Bir Cemil Meriç bize ağır gelmemeliydi. Lise çağında okutmalılardı bu eserleri bize ki şu an üniversite okumuş insanlar bile Cemil Meriç okumuyor. Antakya gibi Reyhanlı gibi bir yerde yetişip, Cemil Meriç olabilmek, bugün neden imkansız? İşte bu yüzden. Bu ülke, bu ülkenin neden böyle olduğunu yüzüme yüzüme tokat gibi çarptı bir kez daha.
Sevgisizlik ve ilgisizlikle büyüttüğünüz çocukların sonu, ya psikopat ya sosyopat olmakla sonuçlanıyor. Kitaptaki her örnekte içim öyle acıdı ki...
İstismara maruz kalan çocukların bir türlü tedavi edilemeyen travmaları, anormali normal sanmaları...
Sizin yüzünüzden psikolojik sorunlu hale gelen çocukların daha sonra insanların başına açtığı onca sıkıntı; kendi başlarına açtıkları onca sıkıntı...
Hepsi birbiriyle ilintili.
Sevgisizliğin ilacı yok, sevgisizliğin tedavisi yok.
Bir hayvan da yavru yapıyor. O bile yavrusuna sevgi, ilgi veriyor. Hayvandan öte varlıklarla bir arada yaşama mecburiyetiyle ayakta kalmaya çalışıyoruz.
Sizi nasıl eğitelim?
Bu kitap tam olarak yaralı yerimize denk geliyor.