Endülüs’te yaşayan son Müslüman halkın İslam’ı saklı gizli yaşamak için verdikleri mücadeleyi anlatıyor. İslam,ona sahip çıkmayan toprakları terk ediyor. Güzel bir kitap, dili çok sade, anlaşılır.
Meğer başkentin göbeğinde askeri alanda gizemli bir ajan okulu denilebilecek bir ABD okulu varmış. Ahmet Köprülü’nün Trojans adlı kitabı, Türkiye’nin Soğuk Savaş yıllarına ait karanlıkta kalmış bir döneme ışık tutuyor. Her sayfasında, devlet arşivlerine sızamayan, resmî tarihin dışladığı ama toplumsal bellekte yankı bulan olaylarla karşılaşıyorsunuz. Gazeteciliğin yalnızca haber aktarmak değil, geçmişi sorgulamak ve yeniden inşa etmek anlamına geldiğini hatırlatıyor bu eser.
Amerikan Askerî Yardım Heyeti (JUSMMAT) destekli bir okul üzerinden, CENTO ve TUSLOG gibi yapılarla örülmüş bir istihbarat ağına ulaşıyoruz. Köprülü’nün kullandığı belgeler, anlatımı sıradan bir araştırma kitabından çıkarıp neredeyse bir politik polisiye roman kıvamına getiriyor. Albay Kamil Homriş gibi figürler aracılığıyla, akademik dille soğutulan tarih değil, hayatın içinden hikâyelerle yoğrulmuş bir gerçeklik sunuluyor.
Kitap, sadece diplomatik ilişkileri değil, 1950’ler Ankara’sında “Amerikan tarzı yaşam”ın nasıl filizlendiğini, Barış Gönüllüleri’nden fast food restoranlarına kadar uzanan kültürel dönüşümü de gözler önüne seriyor. “Bu okul askeri üs mü, yoksa bir halkla ilişkiler operasyonu mu?” diye sormadan edemiyorsunuz.
Tarih, çoğu zaman unutturulmak istenen bir şeydir. Köprülü, bu unut(tur)maya karşı kolektif hafızayı canlandıran bir çabayla karşımıza çıkıyor. Trojans, geçmişle yüzleşmenin yalnızca tarihçilere değil, gazetecilere de ait olduğunu gösteren çok önemli bir eser.