Teslimat bölgelerinde kargonuzu kendiniz gidip almalısınız. Sitenin altında teslimat noktaları mevcuttur.
Tükendi
Gelince Haber VerBu çalışma, İslâm felsefe geleneğinin kurucu filozoflarından biri olan İbn Sînâ'nın düşünce
sisteminde 'benlik' kavramını, salt psikolojik bir yeti olmanın ötesinde, temel bir
varoluşsal problematik olarak soruşturmaktadır. Buradaki varoluşsal nitelemesi, çağdaş
egzistansiyalist felsefeden ziyade somut bir varlık olarak insanın ontolojik, psikolojik ve
epistemolojik veçhelerinde tezahür eden benlik bilincinin, insanın hakikatini inşa eden
kurucu ilke olduğunu açıklamayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda öncellikle,
benlik sorununun tarihsel ve kavramsal kökenleri; Miletoslu doğa filozoflarından başlayarak
Platon'un düalizmine, Aristoteles'in hilemorfik nefs tasavvuruna ve Plotinus'un
sudûrcu metafiziğine kadar uzanan geniş bir perspektifte irdelenmiştir. Bu tarihsel arka
planın sunumuyla, İbn Sînâ'nın devraldığı Grek mirasını, erken dönem İslâm düşüncesiyle
meczederek nasıl özgün bir senteze ulaştığı gösterilmiştir. Daha sonra oluş ve
bozuluş âleminde zamansal bir varlık olarak mevcut olan insanın ontolojik konumu
metafiziksel temellere dayandırılarak tayin edilmiştir. Akabinde mücerret bir cevher
olan nefsin mâhiyetinin neliği araştırması üzerinden nefsin, bedene olan taallukundan
bağımsız bir tözsel birliğe sahip olduğu kanıtlanmıştır. Bu bağlamda İbn Sînâ'nın
nefs-beden münasebetini, ruh ve kalp ekseninde nasıl kurduğu, nefsin bedene taalluku,
teşahhusu ve tekâmülünü nasıl gerçekleştirdiği bütüncül bir yaklaşımla incelenerek İbn
Sînâ'nın Antik Grek mirasından devraldığı nefs öğretisini nasıl dönüştürdüğü ve ne tür
bir özgün katkı sunduğu tespit edilmiştir. Böylece benliğin sadece biyolojik veya psikolojik
bir yeti değil, insanın ontolojik ve bilişsel gerçekliğini inşa eden temel bir dayanak
olduğu tespit edilmiştir.
| Barkod | 9786258596199 |
| Basım Yılı | 2026 |
| Cilt Durumu | Karton Kapak |
| Dil | Türkçe |
| Ebat | 16 x 24 |
| Kağıt Türü | Kitap Kağıdı |
| Sayfa Sayısı | 380 |
Bu çalışma, İslâm felsefe geleneğinin kurucu filozoflarından biri olan İbn Sînâ'nın düşünce
sisteminde 'benlik' kavramını, salt psikolojik bir yeti olmanın ötesinde, temel bir
varoluşsal problematik olarak soruşturmaktadır. Buradaki varoluşsal nitelemesi, çağdaş
egzistansiyalist felsefeden ziyade somut bir varlık olarak insanın ontolojik, psikolojik ve
epistemolojik veçhelerinde tezahür eden benlik bilincinin, insanın hakikatini inşa eden
kurucu ilke olduğunu açıklamayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda öncellikle,
benlik sorununun tarihsel ve kavramsal kökenleri; Miletoslu doğa filozoflarından başlayarak
Platon'un düalizmine, Aristoteles'in hilemorfik nefs tasavvuruna ve Plotinus'un
sudûrcu metafiziğine kadar uzanan geniş bir perspektifte irdelenmiştir. Bu tarihsel arka
planın sunumuyla, İbn Sînâ'nın devraldığı Grek mirasını, erken dönem İslâm düşüncesiyle
meczederek nasıl özgün bir senteze ulaştığı gösterilmiştir. Daha sonra oluş ve
bozuluş âleminde zamansal bir varlık olarak mevcut olan insanın ontolojik konumu
metafiziksel temellere dayandırılarak tayin edilmiştir. Akabinde mücerret bir cevher
olan nefsin mâhiyetinin neliği araştırması üzerinden nefsin, bedene olan taallukundan
bağımsız bir tözsel birliğe sahip olduğu kanıtlanmıştır. Bu bağlamda İbn Sînâ'nın
nefs-beden münasebetini, ruh ve kalp ekseninde nasıl kurduğu, nefsin bedene taalluku,
teşahhusu ve tekâmülünü nasıl gerçekleştirdiği bütüncül bir yaklaşımla incelenerek İbn
Sînâ'nın Antik Grek mirasından devraldığı nefs öğretisini nasıl dönüştürdüğü ve ne tür
bir özgün katkı sunduğu tespit edilmiştir. Böylece benliğin sadece biyolojik veya psikolojik
bir yeti değil, insanın ontolojik ve bilişsel gerçekliğini inşa eden temel bir dayanak
olduğu tespit edilmiştir.
| Barkod | 9786258596199 |
| Basım Yılı | 2026 |
| Cilt Durumu | Karton Kapak |
| Dil | Türkçe |
| Ebat | 16 x 24 |
| Kağıt Türü | Kitap Kağıdı |
| Sayfa Sayısı | 380 |